Mithat Kurtlar: Devlet ideolojisi ve Dengbêjlik

Kürt sözlü kültürünün en önemli aktarıcıları konumunda olan dengbêjlerin ve dengbêjlik geleneğinin yerini bilgi teknolojilerinin alması, kültürel açıdan önemle ele alınması gereken bir sorundur. Öte yandan Kürt sözlü kültür dokusu olarak Dengbêjlik geleneğinin omuzladığı işlevlerin TV, radyo, teyp, kamera vb. gibi iletişim araçlarının alması, Kürtlerin, yaşadığı ülkelerde bu iletişim araçlarıyla olan ilişkilerine göre de değişkenlik kazanmıştır. Bu değişkenlik durumlarına etki eden unsurlara, devlet politikaları da dâhil edilebilir. Çünkü Ortadoğu'daki devletlerin sahip oldukları farklı kültür politikalarına bağlı olarak, dengbejliğin de farklı koşullarda varlığını sürdürdüğünü görüyoruz. Fakat bu yazıda kısaca ele almak istediğim sorun İran, Irak, Suriye ve Türkiye üzerinden, devlet ideolojilerinin Kürt müzik geleneğine karşı geliştirdikleri tutumdur. 

Dengbêjliğin işlevsel olarak marjinalleşmesinin en önemli nedeni, temelde devlet ideolojilerine ve burada iletişim araçlarının azınlık kültürlerinin gelişmesi adına kullanılmamış/kullanılamamış olmasında yatar. Bu duruma bağlı olarak da dengbêjlik geleneği, devletlere (Kürtlerin yaşadığı ülkeler) göre farklı gelişme evrelerinden geçmiştir. İsmail Beşikçi'nin değimiyle Kürtler statü olarak sömürge statüsündedirler. Yaşadıkları ülkelerde bugüne kadar gerek temel insan haklarından gerekse de kültürel ilerlemeyi sağlayan iletişim araçlarını kendi gerçekliklerine dönük kullanma haklarından mahrum bırakılmışlardır. Bu durum, modern dünyanın yeni iletişim araçları olan TV, teyp, video, bilgisayarın Kürtler açısından işlevlerini; yeniden sorgulamayı zorunlu kılmaktadır. Kürtler eğer televizyon gibi teknolojik aygıtları özerk bir şekilde kültürel hedefleri doğrultusunda kullanabilme imkânına sahip olsalardı eminim ki dengbêjlik ve birçok özgün gelenek; sözlü kültürel zenginlik yok olmazdı. Aksine bu imkânlarla kültürel üretimini toplumsal ve teknolojik devinimle daha canlı kılabilir, daha derin bir süreklilik kazandırabilirdi.

Türkiye'de TV ve benzeri teknolojik aygıtlar, ezen ulusun dil ve kültür politikalarının hedefleri doğrultusunda Kürt toplumuna sunulduğu için; bu iletişim araçları Kürtler için söz konusu olduğunda, tarihsel işlevleri ile fayda sağlamamışlardır. Hatta Kürt kültür ve toplumsal yaşamını çoğunlukla egemen ideoloji üzerinden dejenere etmiş ve toplumsal algı kapılarını daha da daraltmıştır. Kürtler bağımsız bir kimlik/toplum ve varlık ile iletişim araçlarını kullanma olanaklarına sahip olsalardı dengbêjlik geleneği gibi zengin bir kültürel miras bu araçlar sayesinde daha da güç kazanacak ve varlığını sürdürecekti. Bu noktada dengbejliğin yok olmaya başlamasından sadece iletişim araçları değil esasında iletişim araçlarının arkasında yatan ideolojik iktidarları da sorumlu tutmak gerekmektedir. Yani dengbejliğin her geçen gün işlevsizleşen bir kuruma dönüşmesinde sömürgeci statükonun büyük bir rolü olduğunu unutmamak gerekmektedir. Türkiye'nin sömürgeciliği tamamen ötekileştirmeye yok etmeye dayanan bir sömürgeciliktir. Baktığımızda, toplumun bozulmamış doğası hala dengbêjlerde; dolayısıyla dengbêjlik geleneğinde mevcuttur. Bunun sebebi dengbêjlerin kent merkezlerinin dışında ve sistemin ilişki ve hareket alanının bulamadığı köy yaşamından kaynaklanmaktadır. Denilebilir ki dengbêj sistemin alıp eritemediği kalıba sokamadığı bozamadığı kişidir. Bu yönüyle Kürtler açısından yeni bir ışık ve yeniden üretim alanı olan dengbejlik kurumu her yönüyle beslenilebilir bir kültür pınarıdır. Kürtler gibi dengbêjlik geleneği de uluslararası bir sömürge durumu yaşamaktadır; İran, Irak, Suriye ve Türkiye arasında. Fakat her birinin sömürgeci politikaları bir diğerinden de farklı olmuştur. İçlerinden en katı ve acımasız sömürgeciliğe sahip olanını Türkiye temsil etmiştir. Irak veya İran devletleri Türkiye'deki kadar Kürt dilinin ve Kürtlerin üzerine yürümemiştir. Çünkü Türkiye'de topyekûn asimilasyon uygulanmaya çalışılırken, diğer ülkelerde kültürel varlık göstermelerine izin verilebilmiştir. Orta doğunun diktatörlerinden olan Saddam Hüseyin bile, Kürtlere çektirdiklerine ve Kürtlere karşı katı politikalar yürütmesine rağmen sarayının hemen ilerisindeki Bağdat radyosunun Kürtçe yayın yapmasını son derece normal/yasal karşılıyordu. 60–70 yıldır diğer devletlerdeki Kürtler Kürt klasik müziğini oluşturan M. Arifê Cizrawî, Kavîs Axa, Tahsîn Taha, Şakıro,  Îsa Bervarî, Kerapetê Xaço gibi sanatçıların eserlerini dinleme imkânına da sahiptiler. Peki, neden Irak ve İran'daki kültür politikası Türkiye'den farklı olarak bu esnekliği göstermiştir. Bunun cevabı, değerli araştırmacı İhsan Çölemerikli'nin dediği gibi, ilk anlamda Irak ve İran gibi devletlerin Kürtler gibi; temelde Ortadoğulu halklarından olmalarıdır.

Türkiye'nin, Kürtlerin kültürel kimliğini hiçbir şekilde kabul etmemesinin ve Kürtleri her yönüyle (dil, din, kültür, siyası varlık) yozlaştırmak istemesinin nedeni Türklerin Ortadoğu'nun yabancıları olmaları ve Orta Asya'dan, yani dışarıdan gelmeleridir. Türkler, Mezopotamya ve Anadolu'ya dışarıdan geldikleri için önce coğrafyayı, sonrada sınırları içine aldıkları halkları asimile etmeyi bir ulusal politika olarak amaçlamışlardır. Bu yayılmacı nitelikler tarihsel verilerle de sabittir. Dünyanın hiçbir yerinde görülmemiş bir sömürgeci kültürü hayata geçirmeye çalışmışlardır. Bu sömürgeci politika sömürgesi altındaki halkları tam olarak özlerinden kopararak kendilerine benzetme politikası içerir. Dediğimiz gibi Irak ve İran da bu durum tam olarak ötekileştirme üzerine kurulu olmadığı için Irak ve İran Kürtlerinde Kürt müziği kurumsal olarak da gelişme imkânı bulmuştur. İran'da yine Kürt kültürü/sanatı varlığını sürdürebilmiştir. Ermenistan'da ise daha da serbestlik alanı bulmuş ve gelişmiştir.

Kültür sanat ve sivil yaşam açısından bu ülkeler Türkiye'den daha toleranslı bir iç politika yürütmüşlerdir. Çünkü Türkiye'de yakın tarihe kadar Kürtçe kaset bulundurmak ve dinlemekten dolayı hüküm giymiş birçok Kürt göstermek mümkün. Bu sebepten yargılanmış ve tutuklanmış birçok Kürt vatandaşı olmuştur. Az önce bahsettiğimiz Kürt sanatçıları Türkiye dışındaki ülkelerde yaşayan Kürtler tarafından yasal olarak dinlenebilinirken Türkiye Kürtleri büyük riskleri göze alarak ve el altından dinleme zorunda kalmışlardır. Bunun görünür sebebi elbette ki Türkiye'deki kültür politikasının topyekûn asimilasyon üzerine inşa edilmesidir. Irak'ta yaşayan Kürtlerin müzik alnındaki sanatsal ürünlerine baktığımızda ya da Irak'taki Kürt müzik eserlerine baktığımızda ileri düzeyde bir entelektüel üretim görmek mümkündür. Öte yandan İran'da soran müziğinin dünya kalitesinde öne çıktığını görmekteyiz. Kürt müziği Kürtlerin yaşadığı Irak ve İran gibi ülkelerde Türkiye de olduğundan çok daha toleranslı bir müdahale ile karşılaştı. Süreç böyle işlediğinde de dengbejlik geleneği de Kürt müziğinin ulusal savruluşları deneyiminden dolayı çeşitli sıkıntılarla karşılaşarak örtük bir şekilde bu günlere geldi. Sonuç olarak unutulmamalı ki, Kürt müzik geleneğinin temel taşı olan dengbêjliğin, Irak, İran, Suriye'deki varlığının, Türkiye'den daha fazla korunmasının/yaşam bulmasının sebebi, bu ülkelerin büyük oranda sahip oldukları asimilasyon politikalarının ya da devletlerin kültür ideolojilerinin farklılığından kaynaklanmaktadır.

kaynak: yüksekovahaber

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !