Adnan Fırat: TRT de Kürdçe yayın yok!
Devlet eliyle Kürtçe kanal yayınını başlatanların, yayının gerekliliğine ve meşruiyetine ilişkin ortaya koydukları hususiyetler, bizzat devlet erkinin Kürtler ile ve Kürtçe ile ilgili yeni bir hesaplaşma alanını açtıklarını ortaya koyuyor.
Bu yayını nasıl algılamalıyız dersiniz?
Devlet erkanı sözkonusu yayının “terörle mücadele” konsepti içerisinde gerçekleştirildiğini açıkça ifade ediyor.
O halde biz de bu yayını “terörle mücadele” konsepti içerisinde ortaya konulmuş bir mücadele tarzı olarak algılıyoruz.
Devlet ehli, uluslar arası yayın yapan 15'e yakın Kürtçe kanaldan sonra böyle bir yayının, cepheyi boş bırakmama anlamında oldukça önemli bir atılım olarak gösteriyor.
O halde biz de bu yayını uluslar arası yayın yapan 15'e yakın Kürtçe kanaldan sonra cepheyi boş bırakmama anlamında öngörülmüş bir atılım olarak algılıyoruz.
“Devlet” meseleye böyle bakarken ve her daim bu husus altı çizilerek ifade edildiği halde, nedense Kürtler'den “demokratik ve insanî” bir yaklaşım olarak bakmaları salık verilmektedir. İlginç olan şey meseleye tam da böyle baktıkları için projeyi kabul etmeyen Kürtler yadırganıyor, eleştiriliyor, “devlet daha ne yapsın” kıvamında pek çok saldırıya maruz bırakılıyor.
TRT Şeş ile başlayan şenlik havası manidâr. Birilerinin Kürtler'den coşup eğlenmelerini, devletin eteğinden öpüp başlarının üstüne koymalarını istediği muhakkak. Birilerinin bu açılım ile Kürt siyasal ve sosyololjik gerçekliğinin saltık bir dil talebi olduğu vehmine sahip olduğu, be vehmi yaymaya çalıştığı ve TRT Şeş üzerinden bu vehme vücudiyet kazandırmaya çalıştığı da. Birilerinin bu yayın üzerinden; te'sis ettikleri iktidarın bekasına yeni meşruiyet alanları açmaya çalıştığı, bu yayını egemenliğin dümenine su taşıyacak yeni bir “araç” olarak algıladığı da yine bir gerçek.
Kesin bir şey daha var ki o da TRT Şeş için “Kürtçe”nin bir araç olduğudur, o yüzden ortada KÜRDÇE bir yayın yok.
Bana sorarsanız bu yayın Kürtler'in bir sahici projeye sahip olup olamadıklarını, eğer sahip iseler bunun kalitesini, neyi isteyip neyi istemediklerini sınamamıza olanak sağlayacak bir açılımdır. Kürtler, böyle açılımlar ile gerçekten neyin talepkârı olduklarını hatırlamaları gerekiyor.
Sizi temin ederim ki bugün TRT Şeş ile coşup eğlenen Kürtler'in, daha önce de Kürtler için herhangi bir projeleri yoktu. Proje sahibi Kürtler'i bekleyen tehlikelerden birinin de, içi oyulmuş, pespaye ve niteliksiz illüzyonlara yakalarını kaptırmak olduğunu unutmayalım. Bizi aşağıya daha da aşağıya; üstelik en zaaf sahibi olduğumuz dilimiz üzerinden aşağıların en aşağısına çekmeye çalışanlara fırsat vermemek için ortada KÜRDÇE yayın yapan herhangi bir TRT kanalının bulunmadığını ifade etmek zorundayız. Coğrafyasından, sosyolojisinden kopuk bir dil kimin işine yarar?
Kürtler adına veya başkaları adına televizyonlarda arz-ı endam eden aydınların, Türkiye'de liberal, demokrat ve sair payeler ile bilinen isimlerin bile –ki bunu “Kürtçe'nin Özgürlük Bayramı” olarak ilan edenler de var- esasen Kürtler'in ortalama siyasal, kültürel ve düşünsel algısından ne kadar uzakta yaşadıklarını göstermektedir. Ve her biri Kürt toplumunun “mutahassısı” olan bu isimler daha şimdiden Kürt'ün ortalama algısına, beklentisine, tavrına, kültürüne olan derin vukûfiyetlerinden ötürüdür ki TRT Şeş'e temkinli yaklaşanların “marjinalleşeceklerini” öngördüler bile!
Sisteme entegre edilmiş Kürt kimliği yaratma gayretinin en güçlü gerekçesi 16 uluslararası Kürtçe yayın yapan televizyon kanalından sonra böyle bir girişimin olması ve bunun “terörle mücadele” konsepti içerisinde değerlendirilmiş olmasıdır. Kürtler'in Kürtçe yayın yapan televizyon yayınına hiç ihtiyaçları kalmadıktan sonra bu yayının yapıldığını unutmayalım. Bunun sembolik anlamı şu: Esasen mesele bir ihtiyaca cevap vermek değil, Kürtçe yayın üzerinden kendi siyasal ve düşünsel üretimini gerçekleştirmektir.
Ve herkes Kürtler'den bu herzeyi yemesini, düğün edip coşmasını, devletini övüp eteğinden öpmesini istiyor. Kürtçe uğruna Kürtler'e yaşatılan onca acıya mukabil yeni bir siyasal manipülasyondur bu. Bu, apaçık acının sömürülmesidir, Kürtler'in ruhunu pazarlık konusu yapmaktır, satın almaya yeltenmektir. Kürtlüğe yaslanan ruhun içini boşaltmak, onu gerçeğinden koparabildiği kadar koparmak, coğrafyasız bir dil yaratmak.
Niyet bu.
Ama yine hepimiz göreceğiz ki devlet, kendisi için çok tehlikeli bir riski aldı. Kürtler'in sosyo-politik beklentilerinin ikmalinin farkında olmadıkları için, Kürtler'in böyle niteliksiz hamleler ile doyuma ulaştırılabileceğini vehmetmeleri gayet normaldir. Ahlaksızca bir iş yaptılar (kötü bir niyetle yaptılar yani) ama bundan yine onlar zarar görecektir. Ne yaparlarsa yapsınlar gerçek ile savaşmanın cezasını çekecekler, bugün çektikleri gibi.
Bugün için Türk devletinin Kürtçe karşısında düştüğü trajik-komiklik başlı başına o kadar büyük bir cezadır ki..
Kategori: Kurtce TV | Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı